31 Mart 2009 Salı

Bir ben var benden ötürü isyan eden. Dünyayı tersine çevirmeye çalışan bir asi var içimde. Durmadan haykırmak istiyor, tutamıyorum artık. İsyan ederek bulmaya çalışıyor mutluluğu, ama... Ama nafile biliyor. Bir ben var benden ötürü hayatan tüm umudunu kesmiş...

28 Mart 2009 Cumartesi

Zaman geçsin istiyoruz zora düştükçe, bunalıp sıkıldıkça. Biran önce kavuşmak istiyoruz düşlerimizdeki o mutlu günlere. Unutmak istiyoruz her yaşadığımızı. Unutmak... Vaz geçiyoruz bir anda. unutmak kelimesi ağır geliyor. Benliğimizi kaybetmekten mi korkuyoruz yoksa. Birgün gelip kendimizi bile tanıyamayacağımız günlere ulaşmaktan mı kaçıyoruz çaresizce. Bugünde kalmaya karar veriyoruz. Unutmak zor geliyor, vazgeçemiyoruz hiçbir şeyden.
Acılarımız azıyor unutmadıkça, unutamadıkça. Unutsak kurtulucaz belki acılardan, hüzünden ama korkuyoruz. Yoksa bir daha aynı acıları yaşayamamaktan da mı korkuyoruz. Bizi bize küstüren o acıları da mı seviyoruz tutarsızca. Kendimize zarar vermeyi bu kadar mı çok seviyoruz. Yoksa kalbimizdeki yaralar gurur kaynağımız mı oluyor anlamsızca...

Aşk, sevgi dünyanın her yerinde, her dilde anlam bulur. kenar bir mahallede de lüks bir konakta da aynı anlamı taşır farklı öykülerle. Umutsuz aşklar vardır, sonu hüsranlı biten. Tek tarafın acı çektiği karşılıksız aşklar vardır. Unutulamayan aşklar vardır bir daha sevmemeye yemin içtiren. Sevgiyle yeşermeyi bekleyen aşklar vardır. Sonu hüzünlü bitecek sanılıp da mutlu biten aşklar vardır herkese inanmayı öğreten. Sabırla yıllarca beklenen aşklar vardır duyanların dudaklarını uçuklatan, Mutlu aşklar vardır karşılıklı duygularla beslenen.
Her aşk mutlu bir sona ulaşacak diye bir kanun yoktur elbet ama aşkın kendisi mutluluktur sonunda acı da olsa. Yaralı bir kalbe duyulan aşk kazanması en zor aşklardandır. Bir kere aşık olup da yara almış bir kalp bir daha istemez zarar görmek. Farketmeden, bilmeden o kalbe aşık olan saf kalpse sadece bekler, umut eder. Birgün o kalbin kabuk bağlamasını ve kendini içine almasını bekler sabırlıca.
Umut, sevgi, aşk, acı, sabır, mutluluk, hüsran
Birbirlerine çok uzak ama bir o kadar da yakın duygular...

Gün batımı


Her akşam gün batımında hatırlıyorum seni
Dalgaların sesi eşliğinde
Güneş kayboldukça, karanlık çöktükçe
Martılar terkediyor denizi
Yalnızlık kapladıkça her yanı
Seni kaybettiğimi düşünüp
Hüzne bırakıyorum mutluluğu

27 Mart 2009 Cuma

Yeniden...

Ne o ağlıyor musun yoksa
Gözyaşlarını omzumda hisseder gibiyim
Kalbin acıyor sanki
Yoksa inceden inceye yaraların mı açıldı...
Unuttum diyordun hani
Hani kalmamıştı tek bir acı bile
Kapanır diyordun kanayan yaraların
Ne o kalbin mi ağrıyor yine...



yakamozlar almış yerini yağan yağmurların arkasına sığınan gökkuşaklarının
renkler bırakmış yerini sade pırıltılara..

24 Mart 2009 Salı

Sonsuz dönence

ben de istemezdim kalbim kırılsın ben de istemezdim kapanamaz yaralarım olsun ama bazen hayata yenik düşersin karşı konulmaz oyunlar oynar yenik düşersin. zor olan tuzağa düşmekten kaçmak mıdır yoksa düştüğün çukurlardan kurtulmak mıdır anlayamazsın. sürekli mücadele etmek zorunda kalır, yorulursun hayattan bıkarsın. tam o anlarda kalbine yarayı açan gerçekler sana destek vermeye başlar. düşlerin kuvvet verir sana ama... ama sonunda herşey başa döner. geçici mutluklar yaralarını daha fazla kanatmaya başlar. kaçamazsın, kurtulamazsın da. bir çıkmazın içinde öylece dolanır durursun birgün mutlulukla tanışacağını düşünerek.

22 Mart 2009 Pazar

Yalnızlığımın arkadaşı

İliklerime kadar üşümüşken
Isıtansın beni
Sıcacık bir bardak çayın buharında
Karanlık gecemde
Sokak lambasından süzülen puslu ama aydınlık ışığım
Tam şuramda, hani şuramda
Sol yanımda
Kayadan daha ağır; belki kuş kadar hafif
Belki de sadece bir acıdan ibaret

Yalnızlığımda tek sırdaşımsın
Varlığına inanmak zor
Belki hiç yoksun; ama
Acının sebebisin nasıl olmazsın,
Sevince neden olduğun da bir çelişki
İşte tam şuramdasın
İçten bir sıcaklık kanım çekilse de
En soğuk gecemde bile en sıcaksın
Gönlüm senden vazgeçse
Olmaz; yapamaz
Aydınlık ne de olsa aradığımız
Karanlık bir köşede bulmaya çalıştığımız
Ufacık bir ışık; belki yansıma sadece


17 Mart 2009 Salı

Yaşamın kıyısından döndüm

Yaşamın kıyısından döndüm
Mutluluğun sonunda öldüm
Kalbimin derinliklerine gömdüm
Gözyaşlarımı yollara döktüm

Şarkılarla seni övdüm
Aşık kalbime sövdüm
Yüreğime ne duvarlar ördüm
Ruhumu sana döndüm

Gölde simanı gördüm
Rüzgarla ismini ördüm
Yağmurla sana döndüm
Yaşamın kıyısından döndüm


22.01.2008 at 11.36

16 Mart 2009 Pazartesi

Ne garip şeydir şu aşk oyunu

Hayat bazen çok garip oyunlar oynar insana. Karşına biranda birini çıkarıverir. İlk etkilenmenin etkisiyle daha çok karşılaşmaya, sohbet etmeye başlarsın onla. Gün gelir arkadaş olursun, kalbin başka diyor olsa da. Yanında olmakla yetinmek istersin, görmek yeter dersin. Kalbini umutlara kapattığını düşünürsün sinsice içinde umutların büyüdüğünü bilmeden. Duygularını kabul etmek istemezsin, karşılığını bulamamaktan korktuğun için, ama ne çare... Birgün gelir en başından beri olan şeyi kabulleniverirsin. Kalbinin hızlı atışlarına anlam yüklersin artık, aşkını kabul edersin. Sevdiğinin kalbinin dolu olduğunu öğrendiğinde vazgeçmeye çalışırsın tüm duygularından, umutsuzca. Yapamazsın, onu her gördüğünde daha mutlu olmaya, kıskanmaya başlarsın. Gözlerini kapattığında onu görürsün hep. O güzel gözleri gitmez gözünün önünden. Sesini hatırlar, gülümseyişini görür gibi olursun. Yaşadığın heranı tekrar tekrar yaşarsın. Kalbindeki aşkın büyümesine engel olamazsın, ilkler acemidir nede olsa. Doğru adamı bulduğuna eminsindir. Aklında hep acaba onu unutur bana bir şans verir mi diye sorular vardır. Hiç olumlu yanıtlar vermezsin. Herşeyin olumsuzunu, olmazlığını düşünür hep mutsuz olursun, ya... nın verdiği umutun yanında. Zaman geçip tanıdıkça daha çok seversin ama kalbine sahip olamayacağına da eminsindir.Doğru adama yanlış kadın olduğunu kabul edersin. Güzel gözlerini hatırlar ağlamaya başlarsın. Engel olamazsın düşen damlalara. Duygularını ne olursa olsun açıklamak istersin karşılığını bulamayacağını bilsen de. Hayat boyu karşılıksız aşkın acısını çekmenin yanında bir de pişmanlık olsun istemezsin. O'nun hayatından çıkmaya karar verirsin, veda ederken duygularını söylersin. O'nu üzmemek için etrafında bir daha bulunmayacağına yemin edersin. Ne tepki vereceğini düşünmeden, arakanı döner gidersin. Gözlerinin önünde güzel gözlerinin içi gülen bir adamın yanından, adamın kendi kalbindeki sevdiğine kavuşmasını dileyerek gidersin.

15 Mart 2009 Pazar

İstanbul ağlardı arkandan

İstanbul ağlardı arkandan

Gözyaşları karışırdı martı seslerine

13 Mart 2009 Cuma

Bitti mi?

Herşey biter birgün, sonlanır. Bitti dersin aklın kalbini kandırmaya çalışır. Herşeyi unutursun. Tüm hatıralardan soyutlanırsın, ama...

Birgün gelir ilk karşılaştığınız yerde aynı saatte kendini hüzünlenmiş bulursun. İlk çay içtiğiniz yerde çay içerken gözlerinin dolduğunu hissedersin. Yanında olduğun, gözlerine baktığın anlarda yaşadığın heyecanı anımsarsın. Hani bitmişti dersin. Kalbin bitmez, bitemez der. Aklının kurduğu oyunlara yenik düştüğünü anlarsın. Herşey geri döner ama o yoktur. Hayatındaki eksiklikler tekrar tekrar ortaya çıkmaya başlar. Bu sefer çözüm yoktur sorulara. En iyi çözümü ayrılıkta bulduğun anları anımsar yaptığın hatalarla yüzleşirsin tekrar tekrar.

Kaçamazsın yaşadıklarından. Kendini hep aynı yerlerde aynı saatlerde bulursun onu beklerken, belki o da benim gibi gelir diye, ama...

Gelmez ve yalnızlıkla yüzleşirsin. Çözümü olmayan yalnızlık...

12 Mart 2009 Perşembe

Belki...

bir duvara toslamış gibi hissedersin her onu görüşünde.bilirsin seni sevmediğini ama aynı duvara defalarca toslamaktan zevk alırsın aklındaki belkilerle, hiç bitmeyen belkilerle...

bittiğini bile bile hayaller kurarsın.imkansızı yaşamak istersin acıdan zevk alarak.bir gün bir yerde bir başkasıyla görsen bile bilsen bile her sorunun cevabını asla belkilerden kaçamazsın, kalbindeki belkilerden...

...

Yalnızlığa dayanırım da,
birbaşınalığa asla.
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka
Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla...
Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,
Ama;
Günün aydın,akşamın iyi olsun diyen
biri olmalı
bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa
kulağımda.
Yoksa,
Zor degil, hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,
bir başına yudumlamak doyasıya,
Ama:
'Çaya kaç şeker alırsın?'
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...