29 Nisan 2009 Çarşamba

Yağmurun huzru


Yağmur taneleri cama vuruyor
Tek tek
Ağır ağır
Her yer su kadar berraklaşıyor.
Bahar rengini buluyor; yeşil
Tıpkı gözlerin gibi...
Huzur yağıyor sanki
Her yağmur tanesi düştüğünde.
İnsanlar bir telaş içinde,
Herkes yağmurdan kaçıyor.
Kimse durup da dünyaya huzur getiren,
Tüm kirleri silip götüren,
Bu eşsiz damlaları izlemiyor.
Kimse huzura varamıyor.
Duygularını yaşamıyor dilediği; gerektiği gibi...
Herşey yapay kalıyor kalplerinde.
Oysa varsalar ufacık bir yağmur tanesinin
Ulaşılmaz gerçekliğinin farkına,
Oysa hissetseler her tanenin ferahlığını
Ruhlarının en derin yerinde
Yaşasalar aşklarını, sevgilerin gerektiği gibi
Herşey ne güzel olurdu...
Yağmur taneleri cama vuruyor
Tek tek
Ağır ağır
Aklımda sen
Ruhumda huzur


Beni Sevmeni İstiyorum


Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Beş dakika baş başa kalmamız suç olsa da
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Çağırsam bile gelme,yorulma ne olursun,
Sen üzülme,incinme,kırılma ne olursun,
Beni yanlış anlam,darılma ne olursun,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Bir gün bensiz kalsan da benimle yaşamanı,
Aşkımı değerini sır gibi taşımanı,
Nemli bakışlarınla resmimi okşamanı
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Senden tek dileğim var,özel imtiyaz değil,
Kulun başka bir kula ibadeti farz değil,
Haşa!Yaratan gibi beş vakit namaz değil,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.


Cemal Sâfi

Ben Üstlendim Bu Aşkın Tüm Acılarını...

Gitmek zorundayım galiba,
Ne yazık ki yine kendim için değil,
Senin için,
Yalnız sevgim için ben gitmek zorundayım...

Belki vakitsiz olacak bu gidiş,
Yaşanması istenmeyen,
Hiç beklenmeyen...
Ama ne yazık ki her aşkta birinin acı çekmesi gerekiyor!

Sen hiç korkma ben üstlendim bu aşkın tüm acılarını,
Sen hiç üzülmeyeceksin merak etme,
Belki bir kaç gün uykusuzluk hepsi bu
Sonrası bütün acılar benim,
Bütün gülümsemeler senin olacak...

Bu sebepten gitmek zorundayım şimdi,
İstasyondaki son sefere yetişmem gerek,
Belki son şans bu son sefer benim için,
Kaçırırsam onu belki kalacağım istemeyerek,
Sana acı çektirmek zorunda kalacağım...

Her şeye rağmen;
Senin için gittiğimi düşünmek sevindiriyor beni,
Ve ben yine senin için;
Egenin sularına atıyorum sevgimin ateşini…
Kim ne derse desin
Atmak zorundayım.
Yoksa yanacağım!
Yoksa yanacağız!
Yoksa kül olacağız...

28 Mart 2005
Saat 09:25
umarım sadece bensizlik yeter seni mutlu etmeye...

Hakan Yandım

Egeden Esen Rüzgar

Egeden esen rüzgâr sert olur dediler,
Dinlemedim onları…

Zaten gariptir;
Ben hiçbir şey yokken özlüyordum seni,
Sanki biz sevgiliymişiz gibi,
Aramadığına üzülüyordum,
Ama demişlerdi;
Sert olurdu İzmir’in rüzgârı,
Kırar geçerdi kalbinin kapılarını,
Öylede oldu galiba,
Kırdı geçti kapıları,
Keşke her kırış böyle güzel olsaydı…

Hakan Yandım

Affet, Sevdim...

Affet, sevdim!
Belki de en büyük günahtı hayatımda işlediğim,
Ama ne yapayım sevmeden olmuyordu seni,
Alınan nefesin bir tadı yoktu,
Oturup sabaha kadar seni düşünmeden gece bitmek bilmiyordu,
Yüreğimi şehir şehir gezdirsem de içimdeki sevgin ölmüyordu,
Döktüğüm gözyaşları;
Senden başka hiçbir acıyı anımsatmıyordu bana…
Ve senden başka hiç kimseyle içtiğim kahvenin;
40 yıl hatırı olmuyordu…
Ve belki de en önemlisi;
Seni sevmeden bu dizelerin hiç biri yazılamıyordu…

Affet, Sevdim!
Ama galiba büyük ayıp ettim;
Bebeğim son kez olsun söylüyorum,
Affet, çünkü seni sevdim…
Bir küçük sevgi uğruna;
Farkındayım, seni rahatsız ettim…
Saat 00:27
10 Nisan 2004

Keşke seni hiç sevmemiş olsaydım,
Belki böyle kahrolmazdım,
Sen kolay can veremezsin
Çünkü ben senden hesap soracağım…
3 Aralık 2004
Saat 20:27

Hakan Yandım

Sevgilim, Bir Günün

Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor

Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.

Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.

Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrrediğimi?

Geldiğimi?
Gittiğimi

Hadi!


Cemal Süreya

Biliyorum Sana Giden


Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yanlız seni, yanlız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri..



Cemal Süreya

Bu gece ay hilâl olmuş.
Semada huzur var.
Bu gece sen varsın yine aklımda.
Ruhumda bitmez bir mutluluk var.
Bu gece sessiz heryer.
Kurtlar bile susmuş.
Ne bir baykuş, ne bir yarasa...
Bu gece sana bırakılmış sözler.
Tek bir kelime, binbir mutluluk...
Kalbimin akıl almaz çarpıntıları seni dinliyor.
Bu gece tek gerçek sensin.
Bilmiyorsun; haberin yok ne değerlisin.
Herşey, her yer sen olmuş.
Bu gece ay hilâl olmuş.
Semada huzur var.

28 Nisan 2009 Salı

Gerçekten...
Gerçekten sen misin bu karşımda oturan?
Sen misin gerçekten bu gözlerine baktığım adam?
İnanmalı mıyım bu rüyanın gerçekliğine?
Yaşadığımız bu her an gerçek mi?
Sen yanımda mısın gerçekten?
Bana durmadan birşeyler anlatan sen misin gerçekten?
Karşımda eğlenip, gülen sen misin?
Biz gerçekten karşılıklı oturabiliyor muyuz?

Yoksa...
Yoksa herşey yalan mı?
Yoksa gerçek değil mi bu rüya?
Yoksa uzak mısın bana hala?
Yoksa hasret miyim hala o güzel gözlerine?

Ama...
Ama yok yok herşey gerçek
Sen karşımdasın işte
Konuşuyoruz ya duraksamadan
Gülüyoruz ya durmadan
Karşılıklı oturuyoruz ya hiçbir şey olmamış gibi...



27 Nisan 2009 Pazartesi

Serseri

Bugün kalbimi sığdıramıyorum bu şehre,
Ya şehir bugün küçük;
Ya da sevgim giderek büyümekte…

İşin kötü yanı;
Yapacak bir şeyde yok
Seninle olamadığıma üzülmekten başka…
Keşke karşılıklı olsaydı duygular,
Aşkımızın büyüklüğü ezip geçseydi bizi,
Gözümüz başka hiçbir şey görmeseydi,
Ve
Aşkımız konuşulsaydı her yerde…

Şimdi sen ayrı bir şehirdesin,
Bense bambaşka bir yerde,
Ama yinede bir gün geri dönecek olursan bu şehre
Söz veriyorum!
İşte o gün;
Şehrin semalarına yazacağım sevgimi,
Her şeyden önemlisi;
Hep seni seviyor olacak bu serseri!

Hakan Yandım

26 Nisan 2009 Pazar

Saklımdasın

Yürüyorum ey yar
İnsanların arasında
Kimi yorgun kimi dökük
Kanar sabır yarasında

Özlüyorum seni zamanla barışamadım
Geçip gidiyor ömür günlere doyamadım

Ucum yok bucağım yok
Saklımdasın ey yar haberin yok
Yıllar geçti sönmedi ateş
Yanıyorum ey yar haberin yok

Üşüyorum ey yar
Yangınların ortasında
Yürek kırgın yürek talan
Kanar sevda yarasında

Kahırlı yılları çizdin alnıma
Dost eyledin beni göçüp giden kuşlara

Mustafa Nuhut

Hadi...


Uykusuz geçen bir gecenin ilk ışıkları...

Yalnızlık kokuyor her yer.

Bir şehir uyanıyor ağır ağır...

Masmavi göğü deliyor sarı kızıl ışıklar.

Bir gün başlıyor yine.

Hayat akıyor durmadan.

Her gün aynı hayatlar yaşanıyor tekrar tekrar...

Bense izliyorum uzaktan.

Yalnızlığım yanımda izliyorum dünyayı.

Sensizliğimin bittiği günü bekliyorum.

Seninkinden başka hayatlara dahil olamıyorum.

Bekliyorum.

Bir çocuk kadar saf,

Bir genç kız kadar heyecanlı,

Bir yaşlı kadar yorgun kalbimle bekliyorum seni.

Hadi uyan sen de.

Kaçma.

Birlikte karışalım hayata.

Akalım durmadan.

Sıyrılalım korkulardan, umut dolsun yüreğimiz.

Hadi tut ellerimden,

Bak seni bekliyorlar...



Bir Şehri Bırakmak

Bu şehirde yağmur altında dolaşılır
Limandaki mavnalara bakıp
Şarkılar mırıldanılır geceleri.
Bu şehrin sokakları çoktur,
Binlerce insan gelir gider sokaklarında..
Her akşam çayımı getiren
Ve bir Beyaz Rus olmasına rağmen
Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir.

Bu şehirdedir
Valsler, foksrotlar altında
Şuman'dan, Bramsdan
Parcalar çaldığı zaman dönüp
Bana bakan ihtiyar piyanist.

Doğduğum köye müşteri taşıyan
Şirket vapurları bu şehirdedir.
Hatıralarım bu şehirdedir.
Sevdiklerim,
Ölmüşlerimin mezarları.

Bu şehirdedir işim gücüm,
Ekmek param.
Fakat bütün bunlara mukabil
Yine budur başka bir şehirdeki
Bir kadın yüzünden
Bıraktığım şehir.

Orhan Veli Kanık

Özgürce...


Uçsuz bucaksız deniz kenarında koşmak isterdim; yorulmadan.
Denizin yosun kokusunu duya duya koşmak isterdim.
Bir at kadar özgür olmak isterdim.
Ruhumu serbest bırakmak isterdim.
Düşüncelerden uzak, sadece koşmak isterdim.
Yalnız olmak isterdim; yapayalnız.
Güneşi yakalamak isterdim.
Herkesten, herşeyden uzak bir at kadar özgür dolaşmak isterdim tüm dünyayı.
Acı veren herşeyden kurtulmak isterdim; kendimden bile.
Sonu gelmeyen bekleyişlerden kurtulmak isterdim.
Dalgaları ayak uçlarımda hissederek koşmak isterdim; özgürce.

Denizi Özleyenler İçin


Gemiler geçer rüyalarımda,

Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

Ben zavallı,

Ben yıllardır denize hasret,

Bakar ağlarım.


Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,

Bir midye kabuğunun aralığından:

Suların yeşili, göklerin mavisi,

Lapinaların en harelisi...

Hala tuzlu akar kanım

İstiridyenin kestiği yerden.


Neydi o deli gibi gidişimiz,

Bembeyaz köpüklerle, açıklara!

Köpükler ki fena kalpli değil,

Köpükler ki dudaklara benzer;

Köpükler ki insanlarla

Zinaları ayıp değil.


Gemiler geçer rüyalarımda,

Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

Ben zavallı,

Ben yıllardır denize hasret.
Orhan Veli Kanık

Gidiyorum


Bir vapur güvertesindeyim şimdi

...

Gidiyorum; gidiyorum nereye olduğunu bilmeden

Vapurun denizi delip geçişini izliyorum

Ruhumu da delip geçiyor sanki

Denizin haykırışlarını duyuyorum

...

Gidiyorum; kaçıyorum belki

Sensizliğin ağırlığından kaçıyorum

Acı çekmekten korkuyorum

...

Gidiyorum; denizin güneşle birleştiği yere

Dünyanın diğer ucuna gidiyorum

Mutluluğun olduğuna inanılan ucuna

...

Bir vapur güvertesindeyim şimdi

Güneşin batışını yakalayışını izliyorum

Dalgaların güverteyi dövüşlerine şahit oluyorum

...

Gidiyorum; gidiyorum herkesten habersiz

Uçsuz bucaksız denizin sonuna gidiyorum

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.


Orhan Veli Kanık

İstanbul'u dinliyorum


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;Video Ekle
Yavaş yavaş sallanıyor yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum
Orhan Veli Kanık

24 Nisan 2009 Cuma

Kırmızı bir zambak saklıyor herşeyi. Farkında olmadan nelere sebep oluyor aslında. Belki de akılda hep sorulara sebep oluyor küçücük bir kırmızı zambak. Farkında olmadan herşeyi değiştiriyor belki. Ufacık bir hatıra oluyor belki de sadece. Belki de unutulmuş oluyor; ama akılda hep soru işaretleri bırakıyor apansız. Belki de sadece mutlu anılara sebep oluyor; güzelliğinden habersiz. Bir kırmızı zambak müjdeliyor mutluluğu belki; yağmur taneleri üstünde...




Kız kulesinin yalnızlığına şahit oldun mu hiç? Koca denizde bir başına duruşuna hiç dikkat ettin mi? Her gece ayın ona hüzünle baktığını hissettin mi hiç? Martıların yalnızlığını hissedip de etrafından ayrılmadığına hiç tanık oldun mu? Yalnızlığını yaydığı ışıklarla örtmeye çalıştığını hiç düşündün mü? Kız kulesi kadar yalnız hissettin mi hiç acı çekerek?


Bir bahar akşamı



Bir bahar akşamı durgun denizde bir kayıkta güneşin batışını seyretmek var seninle. Sadece martıların konuştuğu o saatlerde sıcaklığını hissetmek var doyasıya. Gözlerinden denize dalmak var, hayatı senle yaşamak var.

Bir bahar akşamı İstanbul'u yaşamak var seninle. Denizin yosunlu kokusunda dalgaların sesini dinlemek var. Balıkların özgürce yüzüşlerini izlemek var doyasıya.

Bir bahar akşamı aşkı yaşamak var seninle...


23 Nisan 2009 Perşembe

Bir umut var yüreğimde...

Yaşamın her anında beni ayakta tutan, bana güç veren bir umut... Hayata sonsuz anlamlar katan bir umut...

Bir sevgi var içimde umuta neden olan...

Ne kadar darbe alsa da bitmeyen bir sevgi... Bazen acılarla bile beslenerek büyüyen bir sevgi...

Birisi var hem umudun hem de sevginin nedeni...

Karşısında en mutlu anları yaşadığım birisi... Gözlerine baktığımda bu dünyadan göç edip gittiğim birisi...

Bir hayat var herşeyi içinde barındıran...

Yaşanası bir hayat... Yalnızlıktan uzak durmayı öğreten, sevdirip umut ettiren bir hayat...

15 Nisan 2009 Çarşamba

Hem çok yakın hem çok uzak...

Zaman geçiyor...Mesafeler oluşturuyoruz aramızda. Birbirimize hem çok yakınız hem de çok uzak. Zamanla mesafeler kapanıyor ama kapanma hızındaki yavaşlık beni benden alıyor. Sana yaklaşmanın verdiği heyecan zaman yüzünden kesiliveriyor. Bir an önce sana kavuşmak, aramızda ne kadar mesafe varsa eritmek istiyorum ama olmuyor. Zaman hem herşeyin ilacı hem de herşeyin sebebi. Bir an önce geçsin isterken zamanı bir yandan da yanındayken dursun istiyorum hep. Hem geçsin hem dursun zaman. Uzaklıkları azaltacaksa aksın ama sana mal olacaksa dursun.
Oluyor, aramızdaki mesafe azalıyor. Kavuşmuşcasına sana seviniyorum delice. Delice...

14 Nisan 2009 Salı

Hani

Hani bir yerlere sığamazsın ya
Hani gözün hiçbir şey görmez olur ya
Hani her anı aklına bir kameradan bile ayrıntılı kaydedersin ya
Hani kalbin yerinden çıkacak gibi olur ya
Hani herşeyde onu bulursun ya
Hani aşık olursun ya...

12 Nisan 2009 Pazar

Hayatın bir tarafından tutsam diğer tarafını kaybediyorum. İki elim var ama hayatın iki ucu birbirine o kadar uzak ki... Kalbimin bir acısını dizginliyorum ama başka bir yanı kanayıveriyor. Hiç tahmin etmediğim anlarda savunmasız yara alıyorum. Çaresiz kanıyor, acıyorum. İki yanımdan da vazgeçemiyorum, ikisini bir araya da getiremiyorum. Olmuyor beceremiyorum bu hayatı yaşamayı. Düğmemi diksem kolum yırtılıyor, yok yok bu hayat dikiş tutmuyor.

8 Nisan 2009 Çarşamba

İki kişi...

Yoruluyorum, hayat zor geliyor. Bu bünyeye iki kişi fazla geliyor. Biri tüm gücüyle isyan ediyor, haykırıyor. önüne gelen herşeyi yakıp yıkmak istiyor. Diğeri ise herşeyi kabulleniveriyor. En acı veren şeyde bile mutluluklar buluyor. Bir anda , mutluluğun tam ortasında isyanlar başlayıveriyor. İsyanları ise mutluluklar bölüyor. Kimi zaman sadece mutluluk öne çıkıyor, kimi zamansa isyandan başka birşey olmuyor. İki kişi fazla geliyor...

7 Nisan 2009 Salı

İnsanın içini kıpır kıpır eden o güzelim bahar ayları geldi. Sinsice kötülükler yapan Mart yerini Nisan'a bıraktı. Her türlü kötülüğü temizleyip gitmek için yağmurlar yağdırıp, bizleri eski saflığımıza kavuşturmaya çalışan Nisan... Bir ana gibi tüm sevgisini yansıtan Nisan. Tüm hüzünlerden bizi ufacık bir yağmur damlasıyla kurtaran Nisan. Kurtarıcımsın benim. Hayatımın en mutlu günlerini verdin bana. Bir yağmur tanesiyle gelen mutluluk dünyalara bedelmiş bunu öğrettin. Bahar, yağmur ve Nisan; içimdeki beni dışımdaki ben yaptı....

5 Nisan 2009 Pazar

Birini çok sevmeyeceksin, asla kalbini tamamen birine vermeyeceksin. Sevgi o kadar nankördür ki hiçbir şey onun kadar acı vermez. Deniz dalgaları gibidir. En büyük dalgalarla yükselirsin ama deniz seviyesine geri dönemeyen dalga yoktur. Başladığı yere geri döner hepsi. Yalnız başına kalırsın yine, yalnızlık... Aşk seni en zireveye çıkarmasına çıkarır da orada yalnız bırakır. Düşeceğini bile bile yalnız bırakır seni. Düşerken sadece izler uzaktan, belki de kazandığı zafer duygusuyla...Hiç kimseyi sevmeyeceksin, sevgi sadece yaralar verir. Zamanla kapandığını sandığın ama biran gelip de tekrardan kanadığını gördüğün yaralar...

2 Nisan 2009 Perşembe

Mutluluk

Mutlu olmak da varmış şu hayatta. Sana hayatı dar eden acıları eline geçen küçücük bir mutlulukla kenara atabiliyormuşsun. Yapabiliyormuşsun, sahi kazanabiliyormuşsun hayatla olan o amansız mücadeleyi. Kafanda ne kadar büyütsen de acıları kalbin ufacık bir mutluluğa kanıveriyormuş, seni alıp götürüveriyormuş o başka diyarlara. Olunuyormuş, sahi yakalanıyormuş şu hayatta mutluluk!

Nisan 1

Ne büyük bir şaka yaptı hayat bana. İnandırmıştı beni Mart'ın sonunda acı kalmayacağına. Tüm kalbimle beklemiştim Nisan 1 i. Acılar devam etti durmadan. Belki de daha büyüktüler. İsyanlarım geri döndü, ama... Ama şakası burda bitmemişti hayatın. Acıları verdiği gibi bir anda geri alıverdi. Söz verdiği gibi Mart bitti acılar bitti...