27 Mayıs 2009 Çarşamba

Rüzgârdan savrulan yağmur tanelerinin arasından süzülen kızıl ışık... Dağların arasından batıyor yavaş yavaş güneş. Öyle büyük bir sessizlik var ki... Rüzgârın sesine karışmış yağmur sesine saygıdan susmuş dünya. Sessizce izlediğim araba camında bir leke. Yağmura rağmen geçmiyor, tıpkı kalbimdeki yaralar gibi. Binlerce iyiliğe rağmen kalıyor orada. Kirlilik temizleniyor; mutluluk olmalı asıl düşünce; ama... Ama herkes çok önemlilerini, kıymetlilerini kaybettiğini düşünüp kederleniyor. Ağlıyor, hıçkırıklarla bazen sessizce döküyor gözyaşlarını kimselere göstermeden. Korkulardan arınmak bile çok ağır geliyor. En büyük kötülükler bile hayatta bir yerlerde mutluluklara sebep olmuş gibi hissediyor bu insanoğlu; ama yanılıyor... Kötülükler öyle sinsi ki... En zayıf anında yakalayıp bir vampir gibi emiyor tüm kanını insanların. Hayat sevinçlerini de alıyor ellerinden.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Aslında insanın kendisi sanırım mutluluğunu kendi elinden alan, ve bunu çoğu zaman bilinçli yapan...

Yorum Gönder