31 Mayıs 2009 Pazar

Vazgeçme


" Ah, ah öyle mutluyum ki! Hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Ey dağlar taşlar duyun hepiniz bu kimilerine göre körpe kimilerine göre daha küçücük çocuk kız aşık oldu. Duyun duyun en mutlu gününe şahit olun. Kalbinin sesine kulak verin hepiniz. Sen güzel güvercin git haber uçur herkese, haykırarak söyle. Anlat herkese. Hayatının anlamını bulmuş de. Gözlerimden oku resmini de herkese tanıt o güzel insanı. Heyyy..."

desem birgün. Bu duyguları yaşasam birgün; ama ya baştan bitmek zorunda olan bir aşk olursa bu? Ya sonsuza kadar acı verecek bir sevgi olursa. Kopmak istedikçe, uzaklaşmak unutmak istedikçe bir kene misali yapışırsa kalbime? Üstelik emerse kanımı hiç farkettirmeden yavaş yavaş? O zaman hâla ilk anki gibi haykırmak ister miyim aşkımı? Devam eder miyim sevgimden mutlu olmaya? Heran aklıma geldikçe gözlerimin dolmasına ne kadar katlanabilirim acaba? Haykıra haykıra ağlamak isterken susmuş halimin sıkıntısına ne kadar katlanabilirim acaba? Düşünüyorum da...

Kendimi tuzağa düşürmek için ne kadar kurnazca sorular sorarsam sorayım biliyorum cevap değişmeyecek. "Evet devam ederim herşeye ilk anki gibi". Hatta biliyorum, hissediyorum her geçen gün hatta dakika o ilk an kendini ikiye katlayacak. Geçen her günün ardından daha da büyük bir sevgi hissedeceğim. Kalbimin hacmi de artmak zorunda kalıcak, biliyorum. Şimdi ya acılar? diye soruyor aklım kalbime. Evet, acılar... Acısız aşk var mıki şu dünyada? Ne Ferhat' ın Şirin' e duyduğu ne de Mecnun' un Leyla' ya duyduğu aşk acısızdı. Acılar değil midir aslında sevgiyi güçlendiren? Kaybetme korkusunu yaşamazsan eğer sıkıca bağlanır mısın hiç? En sevdiklerimiz hep kaybetmekten en çok korktuklarımız değil midir? Tabi geçilmemesi gereken bir nokta varki o da en büyük çelişkileri içinde barındıran "karşılıksız aşk". İşte bence bu aşkta en zor konu. Hiçbir zaman o kalbindeki en temiz duygulara karşılık bulamayacağını bile bile sevmeye ne kadar dayanabilir insan? Sevgisinin içinde engellenemez şekilde büyüdüğünü görüp de durduramayan aşık ne yapabilirki sessizce ağlamaktan başka? Suçlayabileceği tek kişi de kendisi olunca ne yapabilir ki insan? İlk aşık olduğunu anladığında hissettiği tarifi olmayan duyguyu bir anda yok eden acı gerçekller karşısında ne yapabilir? Herkes gibi hiçbir şeyden habersiz severken vazgeçmek zorunda bırakılmayı nasıl kaldırabilir ki? Vazgeçmek istese de yapabilir miki? Sevdiğini karşısında görüp de ona sadece bir adım uzaktayken kalbinin kanayan yaralarını hissederse ne yapabilirki? Yüzünde sahte bir gülümseme içinde ağlayan bir aşk varken, onu bu kadar sevip de sevilemezse...

Yine de sevmek güzeldir. Sevmek eylemi bu dünyada varsa bu her insan için vardır. Hiç kimse yoktur ki sevmemekle cezalandırılsın. Kimseyi sevmiyorum diyenler bile kendilerini seviyorlardır en kötü ihtimal. Ne olursa olsun sevmekten vazgeçmemeli insan. Vazgeçmek insanın kendisine yaptığı en büyük haksızlıktır. Ve bu haksızlığı kimse haketmez öyle bu dünyada. Eğer birini sevmişse insan o sevgiden vazgeçmemeli hiçbir zaman. Zamanla o sevgi belki boyut değiştirip sadece bir dost sevgisine döner ya da hep öyle aşk kalır küllenerek belki biraz; ama hep "sevgi" olarak kalmalı yürekte. O en temiz duyguyu yakalamışken kaybetmemeli insan. Ne olursa olsun; ne yaşanırsa yaşansın vazgeçmemeli insan!...

Ne de olsa gül kanasa da dikenleri olsa da hep güzel değil midir?

0 yorum:

Yorum Gönder