18 Haziran 2009 Perşembe

Merhaba sana hayat

Hayat aslında sandığımız kadar zor değilmiş. Her sabah aynı saatte kalkmak, kahvaltı yapmak aynı yerde, aynı durakta otobüs beklemek ve aynı yolu gitmek. Akşam eve dönemek yine aynı saatte, yemek yemek, televizyonda dizi izlemek ve aynı saatte aynı yatakta uyumak. Zor değil bunlar, yaşamak için gerekli olan bunlar zor değil; ama...
Ama tek düzeler işte. Hep aynı şeyleri yapmak, amaçsız ve yalnız kendince. Etrafında ne kadar çok insan olsa da yalnız başına kalmak. Zor değil ama mutlu da değil. Hayatımızı zorlaştırmamınızın nedeni belki de mutluluğunun en son seviyesine kadar ulaşabilmek. Ne kadar yara alsak da sonunda ulaşacağımızın yerin düşüncesiyle multu olabilmek; mutlu olabilmek...
Hem herkes kadar hatta herkesten daha çok mutlu olmak hem de hiç acı çekmek istemiyoruz. Sonrada önümüze çıkan ilk engelde bu hayat ne kadar da zormuş diyoruz; ama aslında baştan o engellerle karşılacağımıza alıştırsak kendimizi, hiçbir güzel şeyin acı çekmeden elde edilmeyeceğine inansak bu kadar da zor gelmez hayat. Beklentilerimizi küçültmeden ama beklentilerimize giden yolun dolambaçlı olduğunu kabul ederek sadece çok mutlu olabiliriz.
Belki hala bir hayal peşindeyim, şu yazdıklarımın hiçbiri belki de gerçek değil ama bundan bir sene önce bunları da yazamazdım. Hayat her geçen saniye bize birşeyler öğretiyor. bu öğrettikleriyle mutluluk yolumuza devam etmeliyiz. Hiç bıkmadan sonunda mutluluk olduğunu düşünerek ne kadar acı varsa çekebilmeliyiz, kimse bize sonundaki mutluluğu garanti etmese de...

0 yorum:

Yorum Gönder