20 Ekim 2009 Salı

Alabora

Alabora olmak üzere olan bir gemiyim; aslında çoktan okyanusun dibini boylamışım ama... Ama daha kabullenememişim yenilgiyi. Halân suyun üstünde çabladığımı sanıyorum; hem de boşuna olduğunu bile bile... Ama yine de kaybedenlerden değilim ben, kimse kaybetmez bu dünyada. Bazen kaybettiklerin ağır basarsa karamsarlığın kazandıklarını görmene engel olur sadece; ama ben onlardan değilim, şuan... Zamanla olur muyum, yoksa kazananlar grubuna mı girerim hiç bilmem; ama... Ama sabırsızlığım beni alobara eden daha kaybetmeden. Ve ben farkındayım; son kozlarımı oynuyorum. Kaybetmeye ramak kaldı, çok iyi biliyorum; yapabileceğim tek şey beklemek bir yandan su üstünde çabalarken diğer yandan rüzgârın yönünü değiştirmesini beklemek. Peki değiştirecek mi; hiç sanmam. Ama yine de ben daha batmadım; en azından öyle düşünüyorum doğru olmasa da...


18 Ekim 2009 Pazar

Orcik, Concik, Gubidik Show:)

Leva’s Polka çalar kırmızı perdeli salonda.

- Ben Orcik
- Ben Concik
- Ben de Gubidik

der üç arkadaş ve show başlar.

Concik kurabiye yapar bademler içinde, Orcikse şeker cevizler içinde. Gubidik telefon başındadır elinde isimlerle. Akşama davet vardır; Orcik, Concik ve Gubidik’ in daveti. Orcik başlar yakınmaya:

- Hadi be yeter Gubidik, gel de yardım et artık. Aradın işte herkesi daha ne yapıyorsun?

Gubidik: Seni sevdiğim güne naanet olsun be, daha bitmedi. Herkes gelsin diye uğraşıyoruz şurda, tövbe tövbe.

Orcik: Ya bi sus be! Aradın işte herkesi yeter. Bak yetişmeyecek bunlar, hadi yardım et artık.

Gubidik: Neyine yetişmeyecek, altı üstü şeker yapıyorsun; neye benzediği bile belli değil.

Orcik: Ne belli değil? Bu bildiğin şekerlerden değil tamam mı?

Gubidik: Döverim seni bebe!

Orcik: Nereye dövüyosun be, bak şiddet uygularım.

Gubidik: Senin kafanı koparır, boğaz köprüsünden aşağı atarım.

Orcik: Pis, gıcık nalet!

Gubidik: Camışşş!

Concik: Aaa yeter ama! Şurda kurabiye yapıyorum. Bozmayın asabımı yoksa hepsini yakarım fırında.

Orcik: Ona da yanık kurabiye dersin artık.

Ve sessizlik:)

Şeker kokusu kurabiyeye karışırken Gubidik’ in de işleri bitmiştir artık. Canı sıkılır ve derki:

- Uçmak istiyorum ben!

Orcik: Yalan o iş, boşuna heveslenme.

Concik: Sana mesleğini her sorduktan sonra “Uçacak mısın şimdi sen?” demelerinden sıkılmışa benzemiyorsun Gubidik:)

Gubidik: Ama uçmak istiyorum, kim buna engel.

Orcik: Dünya buna engel.

Gubidik: Böyle bir dünya yok aslında. Siz yoksunuz, sadece ben varım. Bunlarda zihnimde yarattıklarım.

Orcik: Tabi tabi zaten sen de gerçekte uçuyorsun aslında. Böyle kanat çırpa çırpa (Orcik ellerini iki yana açıp hangi kuşu taklit ettiği belli olmadan uçma taklidi yapar.)

- Ho ne lan?

Orcik, Concik, Gubidik aynı anda yukarı bakarlar. Ve kendilerine doğru “iniş” yapmakta olan karatıyı fark ederler.

- Öyle mi uçulur böyle yapacaksın der “Hon-elan”

Orcik: Dur, dur tamam uçma tekrar, gelmişken gitme artık.

Concik: Evet kal, bak kurabiye yapıyorum:)

Hon-elan: Hobarey!

Gubidik birden gözlerini açar ve

- Ho ne lan? Der

İşte dördünün gülmekten kırıldıkları an budur.

Ve ardından Orcik, şekerlerine, Concik de kurabiyelerine döner. Gubidik ve Hon-elan hala uçmaktan söz etmektedirler. Hon-elan:

- Oğlum kimse benim gibi uçamaz, lan der ve

- Affedersin de, bu salonun en iyi uçucusu benim, hah.

Bu cümleyi duyan Orcik ve Concik hiç kafalarını kaldırmadan “Omirsiz” geldi derler ve gülmeye başlarlar. Omirsiz hala omurgasına sahip olamaz halde,

- Benden iyi kimse uçamaz der.

Herkes susar ve bir sn sonra kahkaha atmaya başlarlar.

Ve ardından tekrar Orcik ve Concik’ i kurabiye ve şekerleriyle baş başa bırakarak konuşmaya devam ederler.

Acayip bir korna sesi duyulur birden. Kafalar çevrilir ve gelen arabaya bakılır.

Gubidik: Aaa, Nezih geldi! der:)

Ve Nezih’ ten iki kişi iner. Onlar yaklaşırken,

Omirsiz: Nezih’ e binmeyi de çok özledim. Bilemiyorum yani, neyse der. Ardından,

Gubidik: Hakikaten ya müzik açıp, ön koltukta oturmayalı çok oldu be.

Concik: Eh, Nezih’ i gördüğümüz mü var da binelim yani.

Orcik: Doğru yani, hıh der. Ardından Nezih’ in şoförü:

- Adamı sinir etme tamam mı? İki dakika adam ol bi der. Ve başka bir ses:

- O benim repliğimdi çaldın diye girer araya.

Bu “Rahat”tır.

Nezih’ in şoförü: Nerden senin repliğin oluyor, ben bunu senelerdir söylerim be.

Rahat: Teh, hadi ordan. Ben bunu kaç senedir kullandığımı unuttum.

Concik: Aa, Rahat! Erkencisin bayağı. Biz seni yemeğin sonuna bekliyorduk.

Rahat: Ya aslında işim vardı, yoksa daha uyumayı planlıyordum ben.

- Leeyn, beni unuttunuz burada.

Herkes Nezih’ in yanında duran kıza bakar ve

- Aaaa, hakkaten! sesleri yükselir kahkahalarla.

Omirsiz: Kısmet:)

- Ben geldim!

Nezih’ in yanındaki kız tekrar unutulur ve herkes yeni gelene bakar. Bu gelen “Deydağ”dır. Yine ağzı kulaklarındadır ve otuz iki dişi rahatlıkla sayılabilmektedir. Nasılsın, napıyosun muhabbetlerinden sonra Omirsiz birden:

- Ya o değil de ben acıktım bayağı, şu kurabiyeler şekerler ne durumda ya der.

Concik: Olmak üzereler, sabret biraz.

Omirsiz: Onu bilelim de.

- Bence çiğköfteciye gidelim

Bütün gözlerde acayip bir parlama olur ve bu cümleyi söyleyene bakarlar. Gelen “Serseri”dir.

Nezih’ in şoförü: Ya evet bence de diye direk gaza gelir.

Concik, Gubidik, Rahat, Deydağ yani herkes bu fikre bayılmıştır.

Orcik: Ya kurabiyeler ne olacak?

Gubidik: Aman be boş ver kurabiyeyi. Doymayız onla.

Orcik: Concik bir şey söylesene, sen de mi onlardan yanasın?

Concik: Ya nolcak çiğköfte yeriz sonra gelir üstüne kurabiyelerimizi yeriz.

Serseri: Şu yakında bir çiğköfteci açılmış. Acayip güzel. Oraya gidelim bence.

Nezih’ in şoförü: Ya bırak ya! Sen ne anlarsın çiğköfteden?

Serseri: Oğlum adam ol lan!

Rahat: Ya noluyo ya herkes benim repliklerimi çalıyo!

Omirsiz: Olur öle, sıkma canını

Gubidik: Sana bişi olmasın

Deydağ: Orası güzel ama gerçekten. Biz de gittik. Beğendik bayağı.

Concik: Evet, evet gidelim.

Omirsiz: Ama şuradaki de güzelmiş. Bence oraya gidelim.

Gubidik: Hadi ama karar verelim.

Orcik: Off ya, yine mi çiğköfte yicez. Aman ya ne zaman vazgeçeceksiniz bu sevdadan?

- Ne çiğköftesi?

- Ne gitmesi?

Tüm kafalar tekrar “seslerin” geldiği tarafa çevrilir. Bu gelenler “Bitişikler”dir. Açık saçlı olan:

- Nereye gidiyorsunuz ya? Bize haber vermeyi düşünüyor muydunuz acaba?

Nezih’ in şoförü: Geldi bizim Bitişikler. Ne zaman ayrılmayı düşünüyorsunuz?

Kıvırcık saçlı Bitişik: Ya sanki bilmiyorsun. Ne kadar ameliyata girdiysek ayıramadılar işte, ne yapalım yani.

Nezih’ in şoförü: Neticeye değil haticeye bak sen.

Gubidik: Seni aradım o kadar neden açmadın telefonunu?

Kıvırcık Bitişik: Ya telefonumu kaybettim yine ben. Buraya gelicez diye de aramadık tekrar.

Gubidik: Onu bilelim de!

Deydağ: Ya hadi bir karara varın. Gidiyor muyuz gitmiyor muyuz?

Açık saçlı Bitişik: Nereye gidiyoruz ki?

Concik: Çiğköfte yemeye:)

Açık saçlı Bitişik: Ooo, süper, hadi gidelim hemen, acıktım ben.

Omirsiz: Evet, evet bence de.

Nezih’ in yanındaki kız: Hadi o zaman!

Rahat: Tamam mı şimdi? Herkes hem fikir mi gidiyor muyuz?

Orcik: Gidiyoruz işte. Hadi bari arabalara gidelim.

Deydağ: Hadi, hadi!

Kıvırcık Bitişik: Ya, hadi karar verildi gidelim artıkkk.

Gubidik: Ohooo! Hadi ya yoksa belediye başkan adayı olurum ben de.

Serseri: Ya bir koku var sanki?

Nezih’ in yanındaki kız: Evet, evet yanık kokusu gibi.

Gubidik: Aaa, hakkaten, ne yanıyor acaba?

Ve bir anda Concik ile Orcik’ in gözleri parlar ve

Orcik: Şekerlerim!!

Concik: Kurabiyelerim!!

Diye haykırırlar ve Leva’s Polka ile açılan perde onun ile kapanır.




Orcik yazdı, Gubidik tasdikledi.

Concik’ in bir yazısından esinlendi.




Oynayanlar:

Orcik
Concik
Gubidik
Nezih’ in şoförü
Nezih’ in yanındaki kız
Kıvırcık Bitişik
Açık saçlı Bitişik
Hon-elan
Deydağ
Serseri
Rahat
Omirsiz



10/2009

Bizi özleyin anacımmm…:)


12 Ekim 2009 Pazartesi

Ruhun denize aktığı yerdeyim. Ruh muyum deniz mi? Hangisi olsa sonuç aynı; birleşim ve ben mutluyum. Bedenimdeki yorgunluğun ruhuma bıraktığı dinçlikle mutluyum. Hayatın anlamına değil yaşayışına bakıyorum ve gördüğüm; mutlu ve arayışındaki insanlar.:)