17 Şubat 2010 Çarşamba

Sen bir ömre bedelsin...

Bir ihtimâl daha var, o da ölmek mi dersin?
Söyle canım, ne dersin?
Vuslatın başka âlem, sen bir ömre bedelsin
Sükût etme nazlı yâr, beni mecnun edersin
Vuslatın başka âlem, sen bir ömre bedelsin

9 Şubat 2010 Salı

Düş

Gerçek olamayacak kadar güzel bir düşün peşinden koşmaktır insanı en çok yoran. Hayatının sonuna kadar hiç olmayacak bir şeye inanmak; aşka inanmaktır insanı en çok yaralayan. Yanında olduğunda bile özleyebileceğin birini bulmayı umarak yaşamaktır insanı ağlatan. Sonra birden karşına çıkan ve seni etkileyene vurulmak umarsızca, hayallerinin gerçekleştiğine bir an bile olsa inanmaktır insanı en derinden parçalayan. Safça bakarken dünyaya birden gerçeklik duvarına toslamak ve daha ilerisine gidememektir insanda en büyük iz bırakan. Hayal kurmaktan nefret ettiren insanlardır bu dünyayı acımasız yapan; ama...

 Hiçbir çocuk yoktur ki başkalarının szöleriyle hayallerinden vazgeçsin. Hepsi gizli de olsa hayallerindeki dünya inanmaya devam ederler ve bazıları hayatlarının sonuna kadar çocuk kalır. Bazıları ise hayallerindeki iyi kahramanın kendilerini öldürmesiyle hyal kurmayı bırakırlar; ama gerçeklikte de yaşayamazlar. İşte onlardır durmadan yazmak isteyenler. İçlerindeki çocuğun onlara durmaan muhteşemlikleri göstermeye çalışmasına istemsizce karşı koymaktan yorulduklarından yazmak isterler. 

Bu yüzdendir ki acı olmadan yazılmaz. Dökülen her kelimede bir gözyaşı vardır. Bazıları böyle kabuk bağlatır yaralarına; bazıları ise her kelime de daha da çok ağlamaya başlar ve sonunda gözyaşlarını kurutur. Öyle biran gelirki hayatında en çok duymak istediği sesi duyduğunda kurumuş göz pınarlarından kanlar akmaya başlar. Hayallarinde gittikçe büyüyen sesin gerçekliğini anlayamadan karanlık bir perde iner ve sadece sesler kalır. Aynı hayaller gibi...