27 Mart 2010 Cumartesi

Sadece gülücükler

Zamana karşı yarışmaktan yorulmuş kalbim, aldığı yaraları sarmaktan bitap düşmüş haldeyken bir güneş doğdu dünyama. Yüzümde gülücükler oluşturdu aynı kendininkilerdeki gibi;ama... Ama hala korkularımdan urtaramadı beni. Aynı şeyleri yaşamaktan korkmamı engelleyemedi; üstelik hiçbirşeyden de haberi yok. İşte bu yüzden kalbimin duvarlarını hala yıkamadım; korkumdan! Bir yerlerde takılıp kalıyorum hala. Bazen rüyalarımda buluyorum korkumu; üstelik o kadar da gerçekçi oluyorlar ki!! Böylesi en iyisi belki ama yine de insan bazen... Düşüncelerim uykusuzluğa neden olmuyor artık; tüm bunların yanında en iyi yönü bu:) Ama yine de kendime ait gördüğüm tek şey gülümsemem, işte o kadar. Fazlasına kalbim izin vermiyor, durduyor beni gözlerime yaşlar doldurarak... Ama bu da geçer, tıpki herşey gibi bu da sonlanır ve artık farkındayım herşey mutlu sonlanır bu hayatta eninde sonunda :)



23 Mart 2010 Salı

Zamanın kuklaları

Zamanın umarsızca oynadığı birer oyuncağız sadece. Bazen iyi, bazen kötü taraftayız. Bazen umut dolu, bazen karamsar tarafta. Zaman nasıl yönlendirmek isterse bizi öyleyiz işte; birer kukla sadece. Ama pinokyoyuz; sıradan değiliz yani. Düşüncelerimiz, hayallerimiz var ama birer periye ihtiyacımız var gerçek olmaları için. Zamanın kuklası olmaktan kurtulmak için umutla bekliyoruz perimizi; mutlu taraftaysak bulmamız yakındır;ama...



21 Mart 2010 Pazar

Bahar:)

Sen bana müjde misin umut musun sevgili
Kim demiş geçti mevsim ufukta göründü kar
Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgilim
Benim yorgun gönlümde aşkının telaşı var
Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgili
Benim olgun gönlümde aşkının telaşı var
Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
Tabiki ben böyle oldugum için bahar
Çünkü sana değdiğinden beri ellerim
Bütün kış dallarında tomurcuklar var
Sen bana vaat misin lütuf musun sevgili
Kim ne derse desin al beni sinene sar
Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili
Benim gönül ülkemde bir tek senin aşkın var
Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili
Benim yorgun gönlümde bir tek senin aşkın var
Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
Tabiki ben böyle oldugum için bahar
Çünkü sana değdiğinden beri ellerim
Bütün kış dallarında tomurcuklar var
 
 
Candan ERÇETİN

20 Mart 2010 Cumartesi

Hey ay!!

Hey, ay bana bir şarkı söyle!
Sana bakıyorum yine; mutluluk yüreğimden yüzüme vurmuş ay bana bir şarkı söyle!
Dün, bugün ya da yarın ne farkeder ki artık; sana bakıyorum ağzım kulaklarımda bana bir şarkı söyle!
Şımarık çocuklar gibi zıplayıp duruyorum penceremde; hadi durma bir şarkı söyle bana!
Öyle söyleki yüreğimdeki hafifliğin mutluluğunu yaşayalım;
Öyle söyle ki sözlerde sana daha büyük gülüşlerle bakayım;
Hey, ay bana bir şarkı söyle;
İçinde dünyam olsun yüreğimle:)


10 Mart 2010 Çarşamba

 Zaman öyle çabuk geçiyor ki... Kim inanırdı ki bir sene bu kadar çabuk geçecek, üstelik arkasında da bu kadar fazla iz bırakacak? Ben inanmazdım; çünkü öyle çok yaralanmıştım ki hiç zaman geçmeyecek, gün sayacağım ama bir türlü geçmeyecek sanmıştım. Ne kadar da yanılmışım... Bir zamanlar saati saatine hatırladığım sözler, olaylar şimdi sadece ruhumda kalan birer anı olmuşlar. Farketmeden ne kadar da büyümüşüm; ama kalbimin bir parçasını da arkamda bırakmışım düşünmeden. Bırakılan yerde güzel ağırlanır mı, kabul edilir mi diye düşünmeden bırakıvermişim; biraz büyük olmuş sadece. Pişmanlık var mı; yok. Elbet bazen durup düşünmelerin ardından gelen "keşke"ler var ama sevmenin neresi pişmanlıktır ki... Karşılık bul bulama farketmiyor(?) sevmek güzel şey.

9 Mart 2010 Salı

"Yalnızlığın içinde bir başımıza değiliz!"


U.G.(:)) ve ferrokimi

5 Mart 2010 Cuma

Bazı sözler vardır saklı kalması gereken. Yasaklıdırlar onlar, söylenmezler; söylenemezler... Sadece birinin aklından geçerler ve ne kadar zorlasalar da yıkamazlar o delinmez duvarları. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar tek başarabildikleri içten içe kanattıkları yaralardır; asla dışarı akmayan... Kimseyle paylaşılamaz bu sözler, hele söylenmesi gereken kişilere hiç söylenemzler. Söylenemediklerinde başka adreslere ulaşmaya çalışıyorlar. Akıl oyunlarıyla gözleri odaklarlar birkaç değişikliğe ama sonunda ulaştıkları sadece bir "hiç"tir. Kandırmacadır. Bazen bir adrese ulaştırmayı başarırlar kalpten söylenen bu sözleri ama çok uzun sürmez yanlış olduğunu anlamaları. Bazen o kadar çok yara alırlar ki içten içe akan kanlarını durdurmak için durdurak bilmeden kandırmaya çalışırlar sahiplerini. İyi noktalar, farklı özlellikler, "farkedilişler" bulurlar ufakta olsa abartarak sergilerler gözlerinin önüne. Çok geç değildir kaybedişleri. Yanlış yolda olduklarını anlayışları; bir söz birine söylenir, bir mısra sadece tek birine yazılır ama sanılmasındır ki tek ona yazılır; başka bir dize de kanamışlıktan kurtulmanın göstergesidir farklı bir adrese doğru yol almayı beklerken...


Ruhun denizden taşdığı gün
Gönül semaya ulaşır
Gönlün semaya ulaştığı an
Mutluluğa açılan ilk penceredir


3 Mart 2010 Çarşamba

"Biliyorum, imkânsız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime..." demişti Murat. "Çünkü, YÜREĞİM SENİ ÇOK SEVDİ!..."

Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını.

"Yüreğim seni çok sevdi
o yürek talan
o yürek yangın yeri
o yürek seni istiyor
bir tek seni..."



Canan TAN

1 Mart 2010 Pazartesi

Basit bir felsefe...

Erkekler kolay/çabuk sever,

Kadınlar kolay/çabuk bağlanır!