23 Ekim 2010 Cumartesi

Son söz...

   Evet herşeyin bir sonu var derler de inanmaz kimse; ama doğru. Herşeyin bir sonu var. Buranın sonu da bugünmüş demekki. Tek bir şeyden vazgeçmek bazen yanında çok fazla şeyden vazgeçmeyi de gerektiriyor maalesef. Burası da onlardan birisi. Damalı bayrağı salladıktan sonra pistte kalmanın bir alemi yok.

Herşey eskide kalsın...

20 Ekim 2010 Çarşamba

              Ağlamaklı yüreğim ne yapacağını bilmez halde olmadık zamanlarda olmadık işler yaptırır oldu. Bazen bana hakim olduğunu hissediyorum. Durup katıla katıla ağlayasım geliyor. Vazgeçişlerimin hepsi gözlerimin önünden geçiyor. Ama artık pişmanlıkla değil, gerçekten doğru olduklarını düşünmeye başladığımdan daha çok acıtıyorlar; ama kaçacak delik çok hayatımda. Mutlu olduğum deliklerim de olmasa hayat hiç çekilmez olur çıkardı...

17 Ekim 2010 Pazar

Woohooo

     Yorgunluk ne zamandan beri insana mutluluk verir olmuş? Her zaman değil tabii; ama şu anda üzerimde kelimelerle tarif edilemeyecek durumdaki mutluluk bunun tek örneği. Tüm gün güneşin altında kalıp, durmadan bağırarak zaman geçirmeye rağmen günün sonunda yaşanılan tatminlik tarifsiz. Süper, mükemmel, harika vs., hangi kelimeyi kullanırsam kullanayım yetmiyor. Ve yaşadığın bu mutluluklar sana bazı şeyler katıyor. Bazı karalar alıyorsun; bunların bazıları önceden aldığın ama uygulamaya korttuğun kararlar oluyor, bazıları da o anda kafanda canlanıveriyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamamayı bıraktım artık, ona çoktan alıştım.:) Ama yok böyle bir mutluluk. Direksiyondan tutup gaza basarken yolun titrediğini hissetmek; tarifsiz.:) Verdiğim kararlar ve çıktığım yol doğru yol, bunu bugün bir kez daha anladım.:)
    
      Gimat'tan Odtü'ye, ordan Acity ve hipodroma uzanan günün ardından...

6 Ekim 2010 Çarşamba

Sinop:)

 
 Deniz ormana bakar durur burda. Mis gibi havası dinmeyen yağmuru:) Ve bitmeyen eğlencesi:) Hem kafa dağıtmaya hem de durup düşünmeye itiyor insanı. Ama şu bir gerçek yeri doldurulamaz...