10 Ekim 2012 Çarşamba

Bazıları yaşar bazıları izler

Bazı insanların kaderi yaşamaktır. Onlar başlarına gelmiş, gelecek her şeyi yaşayarak öğrenirler. Hayatta iyi, kötü her şeyi tecrübe ederler. Bazı insanların ise izlemektir. Onlar isteseler de yaşayamazlar, hayat onları izleyici kalmaya hapsetmiştir. En yakınlarının yaşadıklarıyla büyürler, bazıları olgunlaşır bazıları haşarılaşır.
Ben de yine ve yeniden izleyici oldum bu hayatta. Yaşayanlardan olacağım zamanın gelmesini beklerken yeni başka olaylara da tanık oluyorum sessizce bir köşede...


 

3 Eylül 2012 Pazartesi

Can sıkıntısı vol.1


Bir tart macerası:

- Dr. oetker tart unundan tartolet tarifiyle keki,
- Oktay ustanın vazgeçilmez profiterol kremasından kreması,
- Olabildiğine yaz meyvesi

sonuçta tartolet kıvamında yaz geleneği tart:)


29 Ağustos 2012 Çarşamba

Ah bu şarkıların gözü kör olsun

Hayatta çok zorlandığım, kendime engel olmadığım bir kaç an vardır. Herkesin uykuda olduğu bir otobüs yolculuğunda kendimi camdan yolu izliyor bulurum sessizce. Yol akıp giderken birden bir müzik çalmaya başlar radyodan. Çoğu zaman sözlerine dikkat etmediğimiz, öylece dinlediğimiz bir şarkıdır bu. Ama o an kalbime saplar hançeri. Unutmaya çalıştığım o anlar geri gelir. Zor nefes alırım, göz yaşlarım yavaş yavaş dökülür. Sonra kendimi bırakıveririm şarkıya ve sakinleşirim. Bazen bu şarkılar mutsuz olduğum o anlarda dinlediğim şarkılar olur işte o zaman aynı duyguları tekrar yaşarım şarkıyı neden dinlediğimi hatırlayarak. Göz yaşlarından kaçış yoktur yine. Bir diğer an ise dizi veya filmlerde olur. Senaryolar insanlar kendilerinden bir şeyler bulsunlar diye yazılır. Karşılıksız aşkı anlatır çoğu. Adam kıza her şeyini verir sadece sevigisine karşılık bulabilme umuduyla, kız ise çoğu zaman arkadaşlıktan fazlasını vermez. Bazen adama karşı çok iyi davranır,hediyesini kabul eder mesela ya da iltifat eder, teşekkür eder, adam kızın bunu arkadaşça yaptığını bilir bilmesine ama kalbinin bir köşesinde aşkına karşılık bulabileceği umutları parlar. Küçücük bir şeyden mutlu olur sonsuzca. İşte o anlardır beni göz yaşlarına boğan. İlerde bir gün kızın ona açık açık red cevabı vereceğini bilmek ya da başka birine aşık olacağını bilmek ve buna rağmen adamın yaşadığı o tarifsiz mutluluğu görmektir kalbimin dayanamadığı....


 

23 Ağustos 2012 Perşembe

Sevmek... = ...Vazgeçmektir

Sevmek vazgeçmektir, sevmek vazgeçmektir,...

Belki de onlarca filme, diziye replik olmuştur bu söz. Bir sessizlik olur önce, sonra yavaş yavaş yükselen bir sesle hüzünlü bir melodi başlar. Bazen geçmişindeki yaralarla dolu yılların tecrübesini kenarlarındaki çizgilere hapsetmiş bir çift göz bakar size ve bir elini omzunuza koyup söyler bu sözü ve gider hüzünlü melodiyi kulaklarınıza doldurarak. Bazense saçlarınızı savuran rüzgarda istemediğiniz halde kulaklarınızı dolduran motor sesinde bulursunuz bu sözleri. Ve bazen gecenin karanlığında tek başına tüm dünyayı aydınlatan bir ay parçası fısıldar size kalbinizin söyleyemediklerini. Tüm senaryolar cümlenin sonunda biter. Unutulan bir şey vardır, hikayenin devamı. Doğru olan şeyler her zaman mutluluk vermez ve vazgeçmek bunların başındadır. Sevmek kolay değildir ki göz açıp kapandığında kaybolsun. Yine de bu dünyada vazgeçtim yalanıyla kendini kandıran milyonlarca insan vardır. Kimse unutmaz, unuttum da bir yalandır. Herkes pembe beyaz yalanların gölgesinde yaşamaya devam eder. En mutlu sandıklarınızın gözlerinde bile vazgeçmişliğin kalıntıları vardır.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Rüyalar

Bazen her gün rüya gören insanlardan olmayı diliyorum ya da bazen hiç ama hiç görmeyenlerden. Ama ben öyle bir yerdeyim ki ne her gün rüya görenler gibi artık günlük düşüncelerin, olayların rüyalaşmış halini anlayabiliyorum ne de rüya görmeyenler gibi rüyalardan bir haber yaşayabiliyorum. Derin uykulu insanların uyanmaya yakın rüyalarını hatırladıkları söylenir ve ben bazen o dakikalarda belki saniyelerde öyle rüyalar görüyorum ki... Bazılarında son anda rüyada olduğumu anlayıp kendimce olumlu hale döndürerek rüyayı uyanıyorum ama bazen... O bazenlerde günüm hatta günlerim harap oluyor. Öyle rüyalar oluyor ki göğsüm ağrıyarak uyanıyorum ya da gözyaşlarına boğularak. Uyandığımda rüya olduğunu bilsem bile gerçekten yaşamışcasına yüreğim parçalanıyor, kendime gelemiyorum. Tabii bir de kalbimin, aklımın en derin köşelerine gömülmüş umutları ortaya çıkaran rüyalar oluyor ki onlardan kurtulmak en zoru. Hiç gerçekleşmeyeceğini kabullendiğin şeyleri bir masal gibi oynatınca kendini bir daha aynı gerçeklikten geçirmek zorunda kalıyorsun.
Rüya görme alışkanlığına sahip insanlardan olmak istiyorum ya da hiç umursamayanlardan...


29 Haziran 2012 Cuma

Gariplikler üstüne

Ve bir kere daha dünya çok garip demek istiyorum...
O kadar garip ki bazen hiç kabul edemeyecekmişssin gibi gelen olaylar, kavramlar birden bire hayatının parçası oluveriyor. Olmaz diyorsun ben yapmam, unutamam nasıl olur derken birden bir bakmışsın "puff". Gerçeğe bakılacak olursa, kabullenmesek de çoğu zaman hiç biri kaybolmuyor da şekil değiştiriyor. Doğamız gereği bunu hep inkar ediyoruz ama değiştiriyor işte, farklı boyutlar alıyor. Hep içten bir yerinde o eski formunu korusa da beynin yeni haline göre tepkiler vermeye alışıyor. Unutturmaya çalışıyor sana, sanki en başından beri bu şekilde olduğunu kabullendirmeye çalışıyor. Sonra bir an bir bakıyorsun "eskiden böyle miydi gerçekten" derken bulu veriyorsun kendini...

 

28 Mayıs 2012 Pazartesi

"Mezun" olmak

Bundan bir kaç yıl önce olsaydı "mezun" kelimesi bana gerçekten bir padişah kadar şaşalı bir makam olarak gelirdi. Bize uzak olan, ulaşılabilirliği imkansız olan her şey gibi. Şimdi düşünüyorum da aynı yıllarda "aşk" deseler aynı düşünceler içerisinde olurdum ve aynı sebeplerden. Ama şimdi bana gerçekten bu lakabı, makamı takmak istediklerinde öyle hissedemiyorum. Başlarken bitirmek o kadar heyecan verici geliyor ki, bir an önce kurtulmak istiyor insan ama işte sona geldiğimizde çok daha başka duygular içerisinde oluyoruz. Aslında yarışmalara alışık biri için böyle konuşmak çok tezat bir durum gibi görünür, sonuçta damalı bayrağı gördüğümüzde vücudumuzdaki tüm kaslar isyan ede ede bitmesini istiyor oluyor yarışın. Ama yarışın sonunda kazanan olsak da, boynumuzdaki madalyayı etrafımızdaki en değer verdiklerimizle paylaşmanın heyecanını yaşıyor olsak da tekrar o piste dönmek isteriz. Başlangıçlar her zaman ödül hayalidir. Daha start verilmeden boynundaki madalyayı ya da elindeki kupayı düşlersin ama sonra gaza bastığında o düşünceler yavaş yavaş bulanıklaşmaya başlar. Hafızasını kaybetmiş insanlar gibi en başta parça parça gelir aklına o düşünceler ama sonra başka anılar yerini doldurur. Önündeki ve arkandaki rakiplerin de olsa yaptıkları tüm manevraları, yol çizgilerini yazıyorsun aklının bir kenarına. Tabii seni izleyen dostların tezahüratları, destekleyici sözleri ve sadece orada bulunmaları bile aklında, kalbinde yeni yeni silinme anılar oluşturur. Son tura girdiğinde yorgunluğun verdiği sabırsızlık ve insan doğasındaki kazanma egosuyla gözün hep bitiş çizgisinde olur. Damalı bayrağı gördüğün an o kadar çok şeyi bir arada yaşarsın ki... Önce içindeki adrenalinin ve heyecanın patlaması olarak hoplar, zıplar adeta çılgınlar gibi eğlenirsin. Boynuna takılan madalya ya da eline tutuşturulan kupa çok büyük bir hazdır ama sonra, tüm o kutlamalar bittikten sonra gözlerin tekrar o piste kayar. Küçük bir çocuk gibi hiç ayrılmak istemezsin, kalbine bir burukluk gelir. Bazen yarış sırasında yaşadığın olumsuzlukları aklına getirerek bitmesine sevindiğini düşünmeye çalışırsın, kendini kandırırsın ama bu senaryo bir çocuğa çikolata yerine pekmez vermekten çok daha çabuk kaybolur. Her hatırladığın olumsuzluk, rakibinin seni geçmesi ya da yol çizgini kaçırarak hata yapman, zaman kaybetmen sana unutamayacağın geri dönüşlerdir. O kadar unutulmazlardır ki ne zaman aynı hatayı yapacak olsan o anları hatırlarsın. Bilinenin aksine bir yarışı bitirmek mutluluktan çok özlem uyandırır. Sanki bir daha oralarda yarışamayacakmışsın hissini uyandırır ki bu üstesinden en zor gelinenidir; her şey de olduğu gibi...
İşte şimdilerde mezun olmanın bana hissettirdikleri bunlar. Bazen yılların yorgunluğuyla "sonunda bitti" desem de kalbimde şimdiye kadarki en büyük burukluklarımdan birini yaşıyorum...

 

3 Mayıs 2012 Perşembe

Güzel günlere merhaba; yeniden...

Ne kadar uzun zaman olmuş kalbimde bu heyecanları yaşamayalı. Egzoz kokusuna olan hasretten ziyade tekerin dibinden gitmeyi özlemişim.Benim için değerli olanın önemli gününde yanında olabilmek paha biçilmez zaten...

25 Nisan 2012 Çarşamba

Bir Nefes Daha Rüyalardan Uzak

Önce hayallerle başlar hayat. Düşlersin, yaşarsın gözlerin kapalı. Pembe rüyalardır bunlar... Sonra bulursun bir yerlerde rüyanın binde birlik bir parçasını ya da bazen bulduğuna inandırmaya çalışırsın kendini. Sanki aradığın tam da buymuş gibi geri kalan dokuz yüz doksan dokuz parçayı hiç düşünmeden atılırsın hemen. O pembe rüyalar daha da baskın olmaya başlar, seni sürekli olarak ziyaret etmeye başlar ve yaralamaya başlar. Kendini bulduğuna inandırdığın parça dikenlerini yavaş yavaş batırmaya başlar. Gülümsemen tuzlu gözyaşlarına döner derin sızlamalar ile. Önce vazgeçmenin bu yaralardan kurtulmanı sağlayacağını düşünürsün ve kaçarsın; ama her adımın daha derinlere döner. Başka bir rüya bulmaya çalışırsın, milyonda bir de olsa almaya çalışırsın ama olmaz. Yaraların sana duvardır, delinmez duvarlar. Sonra kabullenirsin. Yaşadıklarının hepsini kabullenip pembe rüyaları bir kenara atmaya karar verirsin. Etrafındaki güzel şeylere sadece bir tebessüm gösterir olursun. Yıldızları görebildiğin geceler en sevdiğin şarkılarla ağlarsın. Farkında olmadan rüyalarında dolanırsın ama bu sefer rolde sen yoksundur. Sadece izlersin uzaktan uçan bir kuş gibi. Ve uykuların en büyük düşmanlarındır sana hala içerilerde olanı çıkarıp duran...


 

28 Ocak 2012 Cumartesi

Sil baştan

    Bazen son sözün ardından konuşmaya başlayacak bir sebep bulursun hayatta. Her şeyi eskide bırakıp bir daha buralara dönmeme kararını değiştirecek bir şeyler oluverir. Hiç ummadığın anda biriyle karşılaşırsın ve "Merhaba" dersin hayata. İçini dökebildiğin bu tek satırlara dönmek istersin aniden, yılmadan yazmak konuşmak istersin. Son desen de başa dönersin. Yine ve yeniden

"Merhaba sana hayat"...